Beirut tabki ^ala Sultaniha -Beirut weint -Harariyy/Habaschi

EL-ŞEYH ABDULLÂH EL-HABEŞİ
VE CEMAATİ AHBASLAR

Âlim, celîl, araştırmacıların rehberi, ilmiyle amel edenlerin önderi, muhaddis, takî, zahît, fazilet sahibi, gece gündüz ibadetle meşgul olan, güzel huyların sahibi Eş-Şeyh Ebû Abdurrahmân Abdullâh b.Muhammed b. Yusuf b. Abdullâh b.Camii El-Harari El-Şeybi El-Abderi. Hicretin 1339.(Rumî 1920) yılında Somali’nin Harar şehrinde (Habeşistan’da) doğmuştur.


YETİŞMESİ VE YOLCULUKLARI


İlmi ve âlimleri çok seven mütevâzî bir aileden doğup büyümüştür. Kur’an-ı Kerîm’i yedi yaşında ezberleyerek, güzel bir şekilde okumayı öğrenmiştir. İlk olarak babası, kendisine ilim vermeye başlamış ve ilk önce “El-Mukaddime El-Hadramiyye” kitabını okutturmuştur. Sonra memleketinde meşhur olan “El-Muhtasar Es-Sağîr” adlı kitabı öğrenmiştir. Daha sonra ilim denizine dalmaya başlayan Şeyh Abdullâh, öyle bir ilim aşığı olmuştur ki; denizin derinliklerine ininceye kadar birçok kitap ezberlemeye, daha sonra da hadis ilminde ihtimamını arttırmaya başlamıştır. Kütüb-i Sitte’nin yanında birçok hadis kitabını ezberlemiştir. Daha on sekiz yaşındayken, fetvâ vermesi ve hadis-i şerifi irat etmesi için memleketinde bulunan hemen hemen bütün âlimler tarafından icazet almıştır.

Memleketinde bulunan tüm âlimlerden ders aldıktan sonra daha fazla ilim elde etmek için zorluklara önem vermeden memleketinin dışında bulunan âlimlerin yanına gitmeye başlamıştır. Nerede bir âlim varsa hemen merkebini hazırlar ve o âlime doğru yolculuk ederdi. Bu huy Selef-i Sâlihîn’in huylarındandır. Zekâsı ve hafızası o kadar güçlüydü ki; bütün mezheplerin özellikle de Şâfiî Mezhebi’nin fıkhını elde etmiştir.

İlimde o kadar ilerlemiştir ki, artık parmakla gösterilen birisi olmuştu. İnsanlar diğer memleketlerden hatta dünyanın dört bir yanından kendisinden ilim öğrenmek için bulunduğu yere akın ediyorlardı. Bu sırada kendisine Somali’nin “Müftülük” makamı verilmiştir.
Şafii fıkhı, usulü ve nahvini (Arapça usulü) özellikle “Elfiyet Ezzubed”, “Ettenbih”, “Elminhec”, “Elfiyet İbin Melik” ve İmam Eş-Şirezi’nin “Ellüma” adlı kitapları, Âlim El-Şeyh Muhammed Abdusselem El-Harari, El-Şeyh Muhammed Ömer Cami El-Harari, El-Şeyh Muhammed Reşad El-Harari, El-Şeyh İbrahim Ebil Gays El-Harari, El-Şeyh Ahmed Yunus El-Habeşi, El-Şeyh Muhammed Sirac El-Ceberti’den almıştı.

Arapça lügatinin ilimlerini, El-Şeyh El-Salih Ahmed El-Basir ve El-Şeyh Ahmed Bin Muhammed El-Habeşi’den almıştı.

Üç Mezhebin (Hanefi, Maliki ve Hanbelî) fıkhı ve usullerini, El-Şeyh Muhammed El-Arabî El-Fesi ve El-Şeyh Abdurrahmân El-Habeşi’den almıştı.

Tefsir ilmini, El-Şeyh Şerif El-Habeşi’nin memleketi olan Cemme’de almıştı.

Hadis ve hadis ilmini çok kişiden almıştır. Özellikle Muhaddis olan El-Şeyh Ebu Bekir Muhammed Sirac El-Cebreti (Habeşistan Müftüsü) ve El-Şeyh Abdurrahmân Abdullâh El-Habeşi’den almıştı.

Daha sonra muhaddis olan El-Şeyh El-Salih El-Karî Ahmed Abdulmuttalib, Mescidi Haram’daki okuyucuların şeyhi (Padişah ikinci Abdulhamid’in zamanında Mescidi Haram’ın imamlığı ve şeyhliği ona verilmiştir. O da Esitene’deki “Sadrulazam” kabul etmiştir) ile görüşüp ondan on dört kıraatini almış ve hadis ilminde ondan faydalanmıştır. Aynı şekilde El-Şeyh Davud El-Cebreti El-Kari’den de faydalanmıştır.

Küçük yaştan itibaren talebelere ders (bazıları ondan büyük) vermeye başlamıştır. Artık ilim verme ve alma olayını beraber yapmaya başlamıştır.

Hadis ilmi, âlimlerinin durumları ve mertebeleri, kitap ezberleme dersi ve din ilminin derslerini özellikle de Akaîd, Tefsir, Arapça lügati ve diğer dersleri o kadar çok güzel bir şekilde çalışıyordu ki, kendi yaşındaki kişileri geride bırakmıştır. Hatta İslam ilminde ne kadar bilgi varsa ondan pay alana kadar çalışırdı.

Mekke’ye gidip oradaki âlimlerden, Âlim El-Şeyh El-Seyyid Alevi El-Mâliki, El-Şeyh Emin El-Ketbi ve El-Şeyh Muhammed El-Arabî Et-Teben ile görüşüp faydalanmıştır. Ondan sonra El-Şeyh Abdulgafur El-Nakşibendî ile görüşüp ondan Nakşibendî Tarikatının icazetini almıştır.

Buradan Medine’ye geçerek âlimleriyle buluştu. Yine hadis ilmini artırmak için Eş-Şeyh Muhammed b. Ali El-Sıddıkî El-Bekrî El-Hindi El-Hanefî’den ders ve icazet almıştır. Medine’de kaldığı bir yıl zarfında oradaki Ârif Hikmet ve Mahmudiye kütüphanelerine giderek elle yazılan mahtutatları okuyup ezberlemiştir. Orada muhaddis olan Abdulkâdir Şelebi’nin talebesi olan muhaddis El-Şeyh İbrahim El-Heteni ile buluşmuştur. İcazetleri o kadar çoktur ki, sayısını ve icazet verenlerin isimlerini sayamayız.

Medine’den Kudüs’e geçip, oradan da Şam’a gitmiştir. Şam halkı onu bağırlarına basmıştır. Özellikle Şam’ın muhaddisi olan El-Şeyh Bedruddin El-Haseni vefat ettikten sonra kendisine daha da çok değer vermişlerdir.

Şam diyarını dolaşmaya başlayan Şeyh Abdullâh Şam’dan Beyrut’a, Beyrut’tan Humus’a, Humus’tan Hama’ya, Hama’dan Halep’e ve değişik memleketlere gitmiştir. Sonra El-Kaymeriyye mahallesinde “El-Kattaat Camii”nde ikamet etmiştir. Orada, adı yayılmaya başlamıştır. Memleketteki hocalar ve talebeler ona akın etmeye başlamışlardır. Orada bulunan âlimlerle tanışmıştır. Âlimler ondan faydalanarak, onu çok övmüşlerdir. O kadar meşhur olmuştur ki, artık Şam diyarında “El-Şeyh Bedruddin El-Haseni’nin halifesi” ve “Şam Diyarının Muhaddisi” olarak tanılıyordu.

Şam bölgesinin âlim ve fukahalarının birçoğu onu çok methetmiştir. Onu methedenlerden bazıları: Eş-Şeyh İzzuddin El-Haznevi Eş-Şafii El-Nakşebendi (Cezira’dendir-Suriye’nin kuzeyinde), El-Şeyh Abdurrezzak El-Halebi (Şam’daki Ümavi Caminin imamı ve Müdürü), El-Şeyh Ebu Süleyman El-Zebibi, El-Şeyh Molla Ramadan El-Buti (Doktor Muhammed Said’in babası), Suriye Müftüsü Ebul Yisir Abidin, El-Şeyh Abdulkerim Er-Rifaii, Ürdün’den El-Şeyh Nuh, El-Şeyh Said Tanatıra Ed-Dimaşki, El-Şeyh Ahmed el-Husari (An-Numan Yerin Şeyhi ve onun şer-i okulun Müdürü), El-Şeyh Abdullâh Sirac El-Halebi, El-Şeyh Muhammed Murad El-Halebi, El-Şeyh Suhayb El-Şemi (Halep Müftülüğün Fetva Daire Başkanı ), El-Şeyh Abdulaziz Uyunussud (Humus Kur-an’ı Kerim’i okuyanların Şeyhi), Eş-Şeyh Ebussuud El-Humsi, Eş-Şeyh Feyiz Eddeyratani (Şam’da Yedi Kıraatını Toplayan), El-Şeyh Abdulvahhab Dibs ve Zeyt Ed-Dimaşki, Doktor El-Haleveni ( Suriye’nin Kur-an’ı Kerim’i okuyanlarının Şeyhi), Evliya, Salih El-Şeyh Ahmed El-Harun Ed-Dimaşki, El-Şeyh Tahir El-Keyyeli El-Humsi, El-Şeyh Salah Kiven Ed-Dimaşki ve onlardan başka daha niceleri.

O’nu methedenlerden biri de Nakşibendiler’in şeyhi El-Şeyh Osman Sirac Ed-Din (Şeyh Alaaddin Selili) dir. İkisinin arasında çok metin, güçlü ve samimi alakalar olmuştur. Aynı zamanda da ilmî haberleşmeler olmuştur. El-Şeyh Abdulkerim El-Biyeri (Bağdat’ta El-Kileniyye Mescidi’nin Müderrisi), El-Şeyh Ahmed Ez-Zehid El-İslembuli, El-Şeyh Mahmut Hoca Efendi (Türkiye’nin meşhur ve amel eden hocalardandır), El-Şeyh Abdullâh ve El-Şeyh Abdulaziz El-Ğumeri (Fas’ın muhaddisleri), El-Şeyh Muhammed Yasin El-Fedeni El-Mekki (Mekke'yi Mukarrame’de bulunan Din Bilginin yerinin hadis ve isnad hocası), El-Şeyh Habib Er-Rahman El-Azami (Hindistan’ın Muhaddisi) onunla birkaç defa buluşmuşlardır. El-Şeyh Abdulkâdir El-Kadiri El -Hindi (Arap Sadiye Üniversitesi Dekanı) ve daha nicelerini sayabiliriz.

Rifâi Tarikatını El-Şeyh Abdurrahmân Es-Sebsebi El-Hamvi ve Eş-Şeyh Tahir El-Keyyeli El-Humsi, Kadiri Tarikatını ise Eş-Şeyh Ahmed El-Arbini, Eş-Şeyh Et-Tayyib Ed-Dimaşki ve başkalarından almıştır.

H.1370, R.1950 senesinde Beyrut’a gelmiştir. Eş-Şeyh El-Kadi Muhyiddin El-Acûz, El-Şeyh El-Müsteşar Muhammed El-Şerif (Beyrut- El-Bestal Fevka Camii’nin İmamı), El-Şeyh Abdulvehhâb El-Buteri ve Burc Ebû Haydar Cami’nin imamı ve müezzini El-Şeyh Ahmed İskenderani gibi Beyrut’un önde gelen hocaları O’nu kabul edip O’ndan faydalanmışlardır. Aynı şekilde El-Şeyh Tevfik El-Hibri ve El-Şeyh Abdurrahmân El-Meczup O’ndan faydalananlar arasındadır. Hakeza Lübnan Diyanet İşleri Başkanlığının Müdürü El-Şeyh Muhtar El-Aleyli, Şeyh Abdullâh’ı ve ilmini övmüştür. Beyrut camilerinde dini vaazlar vermek için kendisine resmi bir belge vermiş ve Beyrut’ta kalması Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından temin edilmiştir.

ESERLERİ


Şeyh Abdullâh El-Habeşî’nin bütün çalışmaları insanların İslâm Akidesini iyice anlamaları, Rasûlullâh Efendimizin Ehli-Sünnet Vel Cemaat’ın yolunu takip etmeleri içindir. Bu özelliği vefat ettiği 2 Eylül 2008 Salı günü seher vakti saat 05.00’ a kadar sürmüştür. Küfrü, şirki insanlara anlatıp o bataklığın içine düşmemeleri için çalışmıştır. Sapık olan fırkalara karşı reddiyede bulunmak ve reddiye hazırlamak aynı şekilde insanların akidelerini ıslah etmekle meşgul olduğu halde faydaları anlatılamayacak derecede büyük eserler hazırlamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır:


1.Şerh Elfiyet Es-Suyuti Fi Mustalah El-Hadis (Hadis İlmiyle İlgili)
2.KasidetunFil-İtikat (Bir Kaside Akaid Hakkında)
3.Es-Sıratul Mustakîm Fit Tevhid (Tevhid İlmiyle İlgili)
4.Ed-Delilul Kavim Es-Sıartul Mustakîm Fit Tevhid (Tevhid İlmiyle İlgili)
5.Muhtasar Abdullâh El-Harari El-Kefili Bi-İlmi Ed-Din Ed-Daruri (Tevhid ve Fıkıh İlmiyle İlgili)
6.Buğyetu’t-Talip Limarifetit El-İlmi Ed-Dini El-Vacip (Tevhid ve Fıkıhla İlgili)
7.El-Taakkub El-Hasis Ale Men Taane Fime Sahha Minel Hadis ( Hadis İlmiyle İlgili)
8.Nusratu Et-Taakkup El-Hasis Ale Men Taane Fime Sahha Minel Hadis ( Hadis İlmiyle İlgili)
9.Er-Ravaih Ez-Zekiyye Fi Mevlid Hayr El-Beriyye (Mevlid Hakkında)
10.Şerh El-Akaid En-Nesefiyye(Nesefi Akaidsinin Şerhi Açıklaması)
11.Şerh El-Akaid Et-Tahaviyye(Tahavi Akaidsinin Şerhi Açıklaması)
12.Şerh Elfiyet Ez-Zubud Fil-Fıkıh Eş-Şafiî (Şafiî Mezhebi Fıkhında)
13.Şerh Metin Ebi Şüca (Şafiî Mezhebi Fıkhında)
14.Eş-şerhulv Kavim Fi Halli El Fazı Es-Sırat El-Müstekim (Akaid İlmiyle İlgili)
15.Şerh Metin El-Aşmeviyye(Maliki Mezhebi Fıkhında)
16.Şerh Mütemmimetü El-Ecrumiyye (Nahiv İlminde)
17.Şerh El-Beykuniyye (Hadis İlmiyle İlgili)
18.Sarihul Beyan Firreddi Ale Men Halefe El Kur’an (Genel Bilgiler)
19.El-Makaletu Es-Sünniyye Fi Keşfi Dalalet Ahmed İbni Teymiyye
20.Kitap Ed-Dur En-Nadid Fi Ahkam Et-Tecvid (Tecvid Ahkamları)
21.Şerh Es-Sıfat Es-Selese Aşera (Akaid İlmiyle İlgili)
22.El-Akaid El Münciye(Akaid İlmiyle İlgili)
23.Şerh Et-Tenbih (Şafii Mezhebi Fıkhında)
24.Şerh Menhec Et-Tulleb (Şafii Mezhebi Fıkhında)
25.Şerh Kitab Süllemu Et-Tevfik İle Mahabbetillahi Ale-t Tahkik (Tevhid ve Fıkıh İlmiyle İlgili)


İSLÂM’A DAVETİ VE GÜZEL HUYLARI

El-Şeyh Abdullâh El-Habeşî’nin İslâm’a daveti ve güzel huyları olarak çok mütevazı oluşu, âbid (ibadeti çok), zâkir (çok zikreden), aynı zamanda ilimle meşgul olan, diğer yandan zikretmesini bilen, zâhit, takî, sâlih, bir saniye bile zikirsiz, derssiz veya kıraatsiz geçirmeyişini sayabiliriz. Akaid ilmini çok iyi bilenlerden, Rasûlullah’ı çok iyi tanıyanlardan (huy ve ahlâk bakımından), Ehlisünnet Vel Cemaat’a bağlı olan, Allâh’ın emirlerine ve Rasûlullah’ın sünnetine uyan, bağlılığını gösteren, çok zekice ve güçlü delilleriyle meşhurdur. İslâm’a leke sürmek isteyenlerin karşısında yer alan çok çetin bir hocadır. İslâm’a gönül verenlere karşı ise son derece mütevazı ve merhametlidir. Kendisine yapılan kusurları görmezden gelir fakat İslâm’a en ufak lekeyi kabul etmez, doğrusunu delilleriyle anlatırdı. En önemli çalışmalarından biri, kötülükleri men edip onları İslâm’dan uzak tutmak, iyi şeyleri de teklif etmek, anlatmak ve yaymaktır. Yani emr-i bil maruf, nehyi anil münker etmesidir. O kadar güzel çalışıyordu ki, onu haset edenler çekemeyenler, başarılarını yok etmek isteyenler çok fazladır.

Şeyh Abdullâh’ın hayatını kısa bir şekilde anlattık geniş bir şekilde anlatmaya kalksaydık kalemler aciz kalacak, kitaplar da dar olacaktır. Nasıl ki kitabın içindekiler başlığından anlaşılıyorsa, yazdıklarımız da onun hakkında fikir edinmek için yetindik.




ALLAME MUHADDİS ŞEYH ABDULLÂH EL-HARARİ EL-HABEŞİ’NİN VASİYETLERİNDEN

Eş-Şeyh Abdullâh El-Habeşi, müritlerinden birine şu vasiyette bulunmuştur:

Gizlice ve açıkça Allâh’tan korkmanı, seni mahrumiyete götürecek işleri terk etmeni tavsiye ediyorum. Zira hazırlıksız yapılan imdat çağrısı, azıksız olarak yolculuğa çıkmaya benzer. Ayrıca nefesleri kollamanı, beş duyunu haramlardan korumanı, bulabildiğin şeye rıza getirmeni, bulamadığın bir ihtiyacına sabretmeni ve sözünü yerine getirmeni tavsiye ediyorum.

Çokça rükû ve secde etmeni, sünnetle amel edip imamlara tâbî olmanı, Allâh’a itaat edip O’ndan korkanla oturmanı, Allâh’a boyun eğip vefakâr olanla ilişki kurmanı ve secde edenleri ziyaret edip Allâh için rükû edenlerle birlikte olmanı öğütlerim.


Ey Kardeşim!


Çok bilgili, çok yumuşak huylu ve geniş ol. Gülüşün tebessüm olsun. Sualin bilgi amaçlı olsun. Gafil olana nasihatkâr olurken, cahile eğitici ol. Sana eziyet edene aynı şeyle mukabele (yani ona eziyet) etme. Seni ilgilendirmeyen şeye karışma. Musibet esnasında asi olmayıp, başkalarının musibetlerine de sevinme. Dilini gıybetle kirletmeyip doğru sözlü ol ve şüpheli durumlarda düşünerek hareket et.

Yetime baba ol. Yüzünden müjdeler okusun, üzüntünü kalbine göm. Kendi nefsinle meşgul ol. Bildiğin sırrı açıklayıp ayıp ve günah olan şeyleri yapma. Çok ibadet edip ve bu hususta daha fazlasını isteyip çok az konuş. Sana eziyet verip cehaletini gösteren kişiye tahammül edip sana kötülük edenlere karşı bağışlayıcı ol.

Küçüklerine merhametli, büyüklerine karşı saygılı ol. Sana verilen emanete ihanet etmekten uzak kal. Zorluklar karşısında sabırlı ol. Herkese çokça yardımcı ol. Çokça namaz kılan ve çokça oruç tutanlardan ol. Allâh’tan korkarak namaz kıl ve severek oruç tut. Kusurlardan sakın ve çokça iyi amel işle. Evliyalara karşı terbiyeli ve hürmetkâr ol. Sözün hikmet, bakışın ibret olsun. Sinirli olma, başkasının kusurunu anlatıp onu rezil etme. Kindar ve hasetkâr olma. İşlerin en hayırlısını iste.

Yeryüzünü vücudunla, kabrini ruhunla imar ederek, mütevazılık gömleğini giy ve son olarak her şeyi var eden Allâh’a tevekkül et.



ALLAME, MUHADİS, ŞEYH ABDULLÂH EL-HARARİ EL-HABEŞİ’NİN SÖZLERİNDEN


Biz Müslümanlardan bir kısımız. Biz ne elli sene öncesinde çıkartılan yeni bir yola ve fikre tabii olan, ne iki yüz sene önce ve ne de altı yüz sene öncesinde çıkartılan fikir ve yola tabii kişilerdeniz. Bu fikirlerin ilki Seyyid Kutub ve Takiyiddin Ennebeheni’ye, ikincisi Muhammed bin Abdulvahhab’a, üçüncüsü ise İbni Teymiye’ye aittir. Bin Abdulvahhab, İbin Teymiye’nin bazı fikirlerini almıştır.

Biz yüz milyonlarca Müslüman’ın tabii olduğu sahih yolda olan Eşariyiz, Şafiyiz. Akaid bakımından Eşariyiz, o da yüz milyonlarca kişinin akidesidir. Ameli hükümler bakımından da Şafiiyiz.

İmam Eşari, sahabelerin ve tabilerin Akidesini özetleyen Ehli-Sünnet vel Cemaat’in imamıdır. Hicri olarak üçüncü yüzyılda yaşayıp, dördüncü yüzyılın başlarında vefat etmiştir. O, sadece akli ve nakli delillere dayalı rivayetler verirdi. Şafii mezhebinin üzerinden bin iki yüz yıl geçmiştir.

Biz, hükümet yöneticilerini kanunla hükmettikleri için öldürülmelerini helal kılan fırkadan değiliz.

Biz, küfrî sözlerin tekfir edilmesi hakkında ne yeni bir mezhebe ve ne de yeni bir görüşe tabiiyiz. Biz sadece dört hak mezhep imamlarına bağlıyız ve onların yollarında gidiyoruz. İmam Hafız Murtada Ezzebidi, “İhya-u Ulumiddin” adlı kitabın şerhinde diyor ki; ”Lâfzî küfür hakkında dört mezhep imamlarının eserleri vardır.

Biz; mal, para ve yardımlar bakımından herhangi bir ülkeye bağlı değiliz. Allâh her şeyi en iyi bilendir. Bizlere başka şeyler ilhak veya nispet eden, iftira eden ve kötüleyenlerin hesaplarını Allâh verecektir.



Nebevi Şerif Hadis İlmi Hizmetkârı
Eş-Şeyh Abdullâh bin Muhammed El-Harari
 
Âlemlerin Rabbi olan Allâh’a hamd olsun, en güzel salat ve selam Allâh Resulünün üzerine olsun.




HABEŞİLER KİMLERDİR



Büyük muhaddis allâme eş-Şeyh Abdullâh el-Harari el-Habeşi, “El-Ahbaş” adıyla anılan cemaati hakkında şöyle buyuruyor:

Bizler akide ve hükümler açısından Ehli-Selef- Hicretin ilk 300 senesindekiler-ve Ehli-Halef- Hicretin 300 senesinden sonra gelenler- olan Müslümanlara tabi Müslüman bir cemaatiz. İcma-ı Ümmete muhalif olan fırkalardan değiliz. Bizler ne Müşebbihe ne Mutezile ne Cebriyye ne Murcie ne de Haricileriz. Bizler Eşari ve Maturidiyiz. Fıkıh derslerimiz Şafii mezhebindendir. Müşebbihe fırkasına, Kaderiyye (Mutezile) fırkasına ve kanunla hükmeden hâkimlerin riayeti altında yaşayan Müslümanları tekfir eden hariciler fırkasına karşı reddiyelerimiz vardır. Bu sapık fırkalara inkârımızla tanındığımız için bizlerle karşı karşıya gelip şer’i deliller getirecekleri yerde insanları bizden nefret ettirmek için aleyhimize iftiralar atmaya başladılar.

Üzerimize bazı iftiralar attılar, bunlardan bazıları; “Sahabelere sövdüğümüzü, âlimleri tekfir ettiğimizi, bal, yumurta ve salatalık yemeyi haram kıldığımızı, erkek ve kadın karışık biçimde bacak bacağa dayayarak oturmayı helal kıldığımızı, duvar bir mezekkerdir kadın sırtını duvara yaslarsa kocasından boş olur dediğimizi, ve buna benzer sözleri söylediğimizi aşağılık iftiralarıyla iddia ettiler.

Biz bazılarının düşündükleri gibi ne şahsî menfaatimiz için, ne şöhret olmak için, ne yeni bir mezhep kurmak için ve ne de kendi kafamızdan fetvâ vermek için varız. Biz Ehlisünnet Vel Cemaat Akidesinde olan bir cemaatiz.

Biz ne Seyyid Kutup gibi sosyalizmi İslâm’a mal ederiz, ne de Vehhâbiler’in mezhebini kuran, velilerin ve Rasûlullah’ın mezarlarını ziyaret etmenin, hicap (muska) takmanın şirk olduğunu söyleyen Muhammed b. Abdulvahhâb gibiyiz. Biz İbn-i Teymiyye gibi Allâh-u Teâlâ arşın üzerinde oturuyor diyenlerden de değiliz.

Biz bütün Müslümanların seçtikleri gibi İmam Eşarî ve İmam Maturidî Akidesine bağlıyız. Çünkü ikisinin de Akideleri Rasûlullah’ın, sahabelerin ve tabiilerin ve de Selef-i Sâlihîn’in Akideleridir.

Biz sadece kanunla hükmediyorlar diye kamuda çalışıyorlar diye, görev alıyorlar diye insanlara karşı suikast girişimine karşıyız. Bu fiilleri helal etmiyoruz ve biz böyle kişilerden uzağız, beriyiz.

Biz bir cemaat olarak Müslümanların birlik ve beraberliklerini destekliyoruz. Biz tek vücut olarak düşmana karşı ilim ile yaklaşıyoruz. Biz devletin imamları arkasında namaz kılınmaz diyenlerden de değiliz. Biz devlette çalışanlar kâfirdir diyenlerden de değiliz. Biz Allâh-u Teâlâ ışıktır, mekânı ve zamanı ve cismi vardır diyenlerden de değiliz.

Biz “İmam Ahmet, İmam Mâlik, İmam Şâfiî, İmam Ebû Hanife kim ki” diyenlerden de değiliz. Biz Kur’an-ı Kerîm’i açıp kendi kafasından yorum yapanlardan da değiliz.

Biz kısacası Allâh-u Teâlâ’nın göndermiş olduğu Kur’an-ı Kerîm ile tam amel edip Rasûlullah’ın sünnetine bağlı olanlardanız.



Eşariyye ve Maturidiyye



El-Eşariyyelere “el-Eşâ'ira” da denir. İmam Ebul Hasan el-Eşariyye nispet edilmişlerdir. Bu zat Ali b. İsmail’dir. Celil olan Ebu Musa el-Eşari Sahabenin soyundandır. Bağdat’ta idi. Hicri 260 senesinde doğdu. Celil bir âlim idi. Ehlisünnet imamı lakabı ile anılırdı.
Maturidiyye ise İmam Ebu Mansur El-Maturidiyye nispet edilmiştir. Bu zat Muhammed b. Muhammed’tir. Faris memleketindeydi. İma Eşari ile aynı asırda yaşamıştır. Ondan kısa bir zaman sonra hicri 333 senesinde vefat etmiştir. Büyük bir âlim idi, “İmam-ı Hüde” lakabı ile anılırdı.

Bu iki imam Ehlisünnet akaidini kararını koyup muntazam ve güzel bir şekilde açıklayıp muhalif olan fırkalara, Muşebihelere, Mutezilere ve başkalarına karşı reddiyeler hazırladılar. Bundan sonra Ehlisünnet bu iki imamın arkasından, mezheplerine göre Şafiiler, Hanefiler, Malikiler ve Hanbelîler tabi olmaya başlamışlardır. Ehlisünnettekilerden bazılarına Eşari bazılarına da Maturidi denir. Örneğin; Hafız olan İmam Beyhaki, Şafii ve Eşari idi. İmam Nesefi Hanefi ve Maturidi idi. Ve bunlardan başka diğer âlimler de öyleydiler. Her iki kısımda Ehlisünnet’ten olup akaidin usulleri hususunda aralarında ihtilaf yoktur.

İmam el-Kesteli “Akaid Şerhinin Haşıyesi” adlı kitabında şöyle diyor: ”Horosan, Irak, Şam ve yerlerinin çoğu Ehlisünnet’ten meşhur olanlar, Eşaridirler, yani Ebul Hasan el-Eşari’nin ashablarıdırlar. Meveraunnehir diyarlarındakiler Maturidirler, yani Ebu Mansur el-Maturidi’nin ashablarıdırlar.

İmam İbnu Abidin ”Redul Muhtar Ale Duril Muhtar” adlı kitabında şöyle diyor: ”Ehlisünnet Vel Cemaat, Eşariler ve Maturidilerdir.”

İmam Murteda ez-Zebidi ”İthafis Seddel Muttekin Fi Şerh İhya-u Ulumid Din” adlı kitabında şöyle diyor: “Ehlisünnet Vel Cemmat anıldığı zaman bundan maksat Eşariler ve Maturidirler.” Daha sonra dedi ki: ”Bilinsin ki, her iki imam Ebul Hasan ve Ebu Mansur -Allâh ikisinden razı olsun, İslam adına mükafaatlandırsın – kendi yanlarından bidat çıkarmamışlardır. Ve yeni bir mezhep çıkarmamışlardır. Ancak bunlar Ehl-i Selefin mezheplerini müdafaa edip Allâh Resulü aleyhisselemın, Sahabelerinin üzerinde bulunduğu akideyi yaymışlardır. Bunların her biri bidat ve dalalet sahibi kişilerle mücadele yaparak onları hezimete uğratmışlardır. Her ikisi de Ehl-i Selefin yolunda gittikleri için ve o yol hak yolu olduğuna dair deliller ve hüccetler hazırladıkları için, bu durumda onlara tabi olanlara Eşari ve Maturidi denir.”

 

Bazı Âlimlerin ve Şeyhlerin Onun Hakkında Övgüleri:


 

SOMALİ DEVLETİNDEN


Suriye’de Somali’nin konsolosluk işlerini yürüten Hasan Musa Tirri, Eş-Şeyh Abdullâh hakkında şöyle diyor: ”Ey büyük kahraman! Dünyanın en büyük kâfir ve zâlimlerinden olan Hilasilasiy’e karşı geldin. Çocukları öğrettin ve büyük âlimler yetiştirdin. Şam diyarına varana kadar irşad için bir yerden bir yere gittin. Memleketinin Harar şehrinden çıktın ama bir ayıbın, bir kusurun olduğundan değil veya seni, senin yolunu kötüleyen, Lübnan ve Harar’daki Müslümanları doğru yolda yönetmene karşı gelenlerin iddia ettikleri gibi zâlimlere karşı gelmekten aciz olduğundan değil.”




SURİYE


Suriye’nin Rakka bölge müftüsü şeyh Muhammed El-Seyyid Ahmed kendi eliyle yazdığı bir mektupta şöyle diyor: Bir ayetin mealı: “Allâh’ın evliyalarına hiçbir korku ve hüzün yoktur.” Zamanımızın âlimlerinden, fakih ve muhaddis olan şeyh Abdullâh El-Harari El-Habeşi Sünni akideyi insanlara yaymakta ve İslam şeriatını savunmaktadır. Onun hayırlı ve salih ameller yaptığına şahitlik ederiz. O, Ehlisünnet Vel Cemaattan olup Akidesi Eşari, mezhebi Şafii ve tarikatı Rifaidir. Dört mezhep âlimleri ve başkaları gibi İslam’ın büyük âlimlerinin emri bil maruf (İyiliği emretmek) ve nehyi anil münker (Kötülükten menetmek) in yolunu tutmuştur. Onun kitapları son derece büyük eserler olup ümmet ve gelecek nesil için çok faydalıdırlar.

Hayır ve fazilet ehli olan evliyalar, âlimler, müftüler ve salihler Onu sever ve kendisinin hatiplerin rehberi, müftülerin önderi, ilmi ile amel eden âlimlerin başı olduğuna şahadet ederler.

Akide, fıkıh ve hadis ilminde muazzam bir dağ gibi olduğunu söylerler. Ehlisünnet Vel Cemaate mensup olanlar onun yardımcıları ve dostları, fitne, fesat ve dalaletin ehli onun düşmanlarıdırlar. Onun hali bize İmam Ebul Hasan El-Eşari ve Sultan Salahuddin Eyyubi gibi bu ümmetin büyük kahramanlarını hatırlatıyor. Aynı zamanda büyük muhaddis Bedruddin El-Heseni’nin -Allâh onu rahmet etsin- halifesidir. Salih amelleri keremiyle üzerimize tamam eden Allâh’a hamd olsun.

-Humuslu Hafız-ı hafızların İmamı, Humuslu El-Şeyhi Abdulaziz Uyun Es-Sud şöyle diyor: ”Şeyh Abdullâh El Herari, ilim nakletmede sikadır (güvenilir) ve hıfzda (ezberlemede) emindir. Şafii mezhebinde derin bilgi sahibidir. Allâh, onun ilimleri ile bizleri faydalandırsın.”


DAĞISTAN


Âlim Süleyman Derviş’in oğlu Dağıstan Müftüsü Esseyyid Ahmed, şeyh Abdullâh hakkında şöyle diyor: ”Habeşistanlı şeyh Abdullâh, Şeyhlerin Şeyhidir. Allâh kendisine öyle bir ilim verdi ki, Allâh’ın yardımı olmazsa hiç kimse ilimde bu makama varmaz. Ve onu yine şöyle vasıf etti: “O Âlim, Allâme, Hafız ve Mücahittir.”

TÜRKİYE


-Diyanet İşleri eski başkanı M. Nuri Yılmaz şöyle diyor: ”Muhaddis olan şeyh Abdullâh El-Habeşi’nin yolunda gitmenizi tavsiye ederim.”
-İzmir Müftüsü Yusuf Mahmut Altaş şöyle dedi: ”Bu zamanda hadis ilminde muhaddis şeyh Abdullâh’tan daha âlim kimse yoktur.”

HİNDİSTAN


-Hindistan Müftüsü şeyh Muhemmed Ehter Er-Rıdavi El-Ezheri şöyle dedi: ”Şeyh Abdullâh büyük bir Âlim, Allâme, zat ve derin bir bilgiye sahip bir öğreticidir. Özellikle Arap âleminde Ehlisünnet Vel Cemaat imamı olduğuna itibar ediyoruz.”

-Yelal Kadısı, Seyyid Medeni Fakültesinin Dekanı ve Hindistan genelindeki Ehlisünnet Vel Cemaat Âlimleri Cemiyetinin lideri El-Şeyh Abdurrahman Kenc Koya Tenkel Buhâri şöyle dedi: ”Ben şeyh Abdullâh’la tanıştığım için çok sevindim. Onu, eserlerinden, kitaplarından, müritlerinden ve talebelerinden tanıdım. Gerçekten çok değerli bir âlim, benzeri az bulunan muhaddis, fakih, bidata karşı mücadele eden ve sünneti ihyâ eden bir zat olduğunu gördüm.”



PAKİSTAN


Pakistan’da bulunan “En-Nizamiyye Er-Radaviyye Üniversitesi rektörlüğünden gelen ve altında Müftü Muhammed Abdulkayyum El-Kadiri El-Hezeruvi (Üniversite Rektörü), Muhammed Abdulhakim Şeref El-Kadiri (Üniversite Hadis Âlimi) ve Muhammed Menşetebis Kusuri (Üniversite Farsça dil bölüm başkanı) imzalarının bulunduğu bir mektupta şöyle yazmışlar: ”Asrın muhaddisi, hafız, kârî, takî, zâhid ve Allâh’ı tanıyan şeyh Abdullâh El-Harari -Allâh onu bütün kötülüklerden korusun- nin, Peygamberin sünnetini ihya, fasid akideleri islah aynı zamanda inkarcı, sapık ve bid’at ehli olanlarla mücadele etmek için büyük çabalar harcadığını duyduk. Kendisinin, Peygamber efendimizin müjdelediği fırkadan olduğuna inandık. Peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: ”Ümmetimde, doğruluktan ve haktan hiçbir zaman ayrılmaz ve hiçbir kötü niyetlinin kötülemesinden korkmazlar.” Allâh-u Teâlâ ona ikram etsin ve ömrünü uzatsın. Faziletlerinden ve bereketinden bizlere versin. Yardımcılarını ve talebelerini muzaffer ve düşmanlarını helak etsin.


ENDONEZYA


Endonezya’nın Jakarta kentinde bulunan “Ziyade İslam Üniversitesi” Rektörü Habib El-Mesevi şöyle diyor: ”Muhterem muhaddis şeyh Abdullâh El-Harari El-Şeybi -Allâh onu korusun- nin kitaplarına baktım. Özellikle ”Elmekaletussunniyye” ve “Sarihulbeyan”, onun, din ve hadis ilminde büyük bir âlim olduğunu gördüm. Bu asırda onun benzeri olmadığına ve bu asrın muceddidi olduğuna şahadet ederim.”


MAĞRİB (FAS)


Fas diyarın muhaddisi şeyh Abdulaziz El-Ğumeri şöyle dedi: ”Şeyh Abdullâh El-Harari adildir. Müslümanlara, Allâh’ın şeriatını öğreten güzel ve faydalı eserleri vardır.Bu eserler onun, Allâh’ın dininde salih bir zat olduğunu gösteriyor. Bundan sonra onun din, akidesi ve adaleti hakkında şüphe etmek kötü şey söylemek caiz değildir.”



BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ (B.A.E)



İslâmi İşler ve Vakıflar Bakanı Muhammed b. Ahmed b. şeyh Hasan El-Hazreci bir mektubunda şöyle diyor: ”Şeyh Abdullâh’ı tanıtmak için, O âlim, fakih, mezhebi Şafii ve akidesi Eşaridir.”


LÜBNAN


Lübnan’nın Raşeyye ve Batı Bikâ bölge Müftüsü şeyh Ahmed Rauf El-Kadiri şöyle dedi: ”Şeyh Abdullâh El-Harari, büyük bir âlim ve muhaddistir. Onu çok eskilerden tanırım, 50 li yıllardan beri. Büyük âlimler yanına gelir ondan ilim alırlar ve onun büyük, mütevazı ve muhlis bir âlim olduğuna şahid oldular.”


MISIR


Mısır Ezher Rektörü Doktor Ahmed Ömer Haşim dedi ki: ”Ezher camiası, sadık, güvenilir, faziletli hayatını dine hizmet ve bu ümmetin menfaatine adayan âlimlerle dostluk ve yardımlaşma bağının güçlendirilmesini ister, aynen şeyh Abdullâh’ın hali gibi. O, ilim ve takvanın sancaklarından bir sancaktır.” Bunu, Ezher Üniversitesi İlim ve Kültür İşleri Genel Müdürü Doktor Muhammed Salih ile Lübnan’a 3 günlük ziyareti esnasında şeyh Abdullâh’ın evini ziyaret ettikten sonra söyledi. Bu ziyareti esnasında da Ahbaş Cemiyeti’nin müessesleri ve okullarını tanımıştır. Ezher Rektörü Doktor Ahmed Ömer Haşim, Ahbaş Cemiyeti’nin Genel Başkanı şeyh Husamuddin Karakira ile ilmi ve kültürel bir anlaşma imzalattıktan sonra dedi ki: ”Ahbaş Cemiyeti, ümmetimizin ihtiyaç duyduğu ilim ve kültür kalesidir” ve şunu eklemiştir: ”Ahbaş Cemiyeti’nin çabalarından dolayı, onu Ezher’in Lübnan’da bir şubesi olarak sayacağız.”



VEFÂTI



Ömrünü ilim ve zikirle geçiren âlim, allame, muhaddis, hafız, evliya ve Salih bir insan olan şeyh Abdullâh El-Habeşi El-Herari 2 Eylül Salı günü saat 05.00 sularında bir seher vaktinde tertemiz ömrünü doldurarak ahirete irtihal etmiştir. Rabbim rahmet eylesin ve bizleri şefaatine nail eylesin.

İşte bu anlattıklarımız Şeyhin biyografisiyle ilgili bir özet bilgidir. Eğer tüm detaylarıyla ele almış olsaydık kalemler ve kitap sayfaları yetersiz kalırdı. Ancak anlattıklarımız, anlatamadıklarımızın bir göstergesidir. Tıpkı konu başlıklarının, kitabın içeriğini gösterdiği durum gibidir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !